Kendi Kokusunu Arayan Geyik

Bilmemiz gereken en önemli şeylerden biri, her şeyin içimizden kaynaklandığıdır. İnsan her şey olmak istiyor, bir iş adamı, yönetici, şarkıcı, ünlü biri, zengin biri…

   Fakat bir türlü kendi olmak istemiyor. Oysaki, bütün koltuklar kapılmış sadece kendi koltuğu var ama görmek istemiyor, oturup içini doldurmak aklına bile gelmiyor.

   Kişisel gelişim dediğimiz, özü kendi tekamülümüz olan en büyük, nefsini bilen Rabbini bilir sistemi…

   Hatta nefsin kendiliği olarak bahşedilen, bütün varlıkların üstünü, Ahsen takvimi, bütün varlığın içinde dürülü olduğu kendi özelliği, güzelliği olmasına rağmen kendinden , hakikatten habersiz yaşıyor, hep yanlış yöne bakıyor, tam gözünün önünde ama göremiyor ve her şeyi ıskalıyor…

      İnsan kendine bir cevap olmak için yaşar der bir yazar. Hepimiz sorularla geldiğimiz bu dünya aleminde, sadece samimiyet istiyoruz belki de samimi niyet…

Hatta safi bir niyet…

Hayatımız kendi kokusunu arayan bir geyik gibi…  

Misk kokusu, erkek misk geyiğinden alınan bir salgı bezi kurutularak elde ediliyor.

Geyik bu kokuyu alınca, aranmaya başlıyor, koşuyor koşuyor, çatlayana kadar koşuyor… 

Oysaki o güzellik kendinden kaynaklanıyor.

      Bilmek denilen şey, içerden dışarı doğru kaynaklanır. Kendi varlığını tanımayan, kişisel gelişimini tamamlayamıyor hep bir yarım kalıyor, hep bir eksik görüyor, hep birilerine takılıyor, hep geçmişe bakıyor.

Suç arıyor, suçlu arıyor, elini her yere sallıyor ama kendini göremiyor.  Ayna olan bu alemde kendi yansımalarından şikayet ederek yaşıyor.

      Her bir alem bir düzen içindeyse, bu aleminde kendini bilmek gibi bir özelliği var. Sokrates kendini bil / kendini tanı demiş…

Benjamin franklin

Son derece sert olan üç şey; çelik, elmas, kendini bilmek…

Yunus Emre ise;

İlim ilim bilmektir

İlim kendini bilmektir 

Sen kendini bilmezsen

Bu nice okumaktır…

Kendini bilmenin bize katacağı en güzel şeyse; İçindeki insanı anlayan tüm insanlığı anlamaya başlar..

Ancak bu alandan sonra insan, insan olmayı başarabilir.

      İkra; oku serüveninin başlangıcı burası mı acaba?

Kendini okuyamayan, ne yaşadığını bilir, ne aradığını bilir, bulacağı kendi oluşturduğu bir takım yanlış tezahürlerdir.

    Bu kadar önemli olması, kişinin bu dünyaya gelmiş olmasının anlamını bulması yani nefsine, yani kendine ulaşması içindir…

Kendini gerçekleştiremeyen, neyi bulabilir ki hayatında…

O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini; cahildir, ondan uzak durun.

O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini; çocuktur, onu yetiştirin

O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini, uykudadır onu uyandırın

O ki, biliyor ama biliyor bildiğini, bilge kişidir, onu izleyin…

Bir insan önce zihninin sessizliğinde bulmadığı hiç bir şeyi dış dünyada tecrübe edemez.

    Jung der ki;

Dışarı bakan düş görür, içeri bakan uyanır.