Risk varsa tarama yaşı erkene çekiliyor!
Risk varsa tarama yaşı erkene çekiliyor!
Kanser, dünya genelinde ve Türkiye’de giderek büyüyen önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulurken, yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı verileri, her yıl yaklaşık 220 binden fazla kişiye yeni kanser tanısı konulduğunu gösteriyor. Uzmanlar, yaşam süresinin uzaması, çevresel faktörler, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve genetik yatkınlık nedeniyle önümüzdeki yıllarda kanser vakalarının daha da artacağına dikkat çekiyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, kanserlerin önemli bir bölümü çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olsa da yaklaşık her 10 kanserden 1’inin kalıtsal, bir başka deyişle “ailesel” olduğuna dikkat çekerek, “Dolayısıyla ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin hekimle görüşerek kişisel risk değerlendirmesi yaptırmaları ve buna uygun bir tarama planı oluşturulması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.
Ailesel kanserlerde erken tarama hayat kurtarıyor
Kalıtsal kanser riski taşıyan kişilerde hekimin önerdiği yaş ve sıklıkta yapılan taramalar, kanserle mücadelede en güçlü yöntemlerden biri olarak kabul ediliyor. Erken tanı sayesinde birçok kanser türünde tam iyileşme sağlanabiliyor, hatta bazı türleri önlenebiliyor. Kalıtsal kanser riski olan aile bireylerinde taramanın hangi yaştan itibaren hangi sıklıkta yapılacağının birçok etmene bağlı olarak planlandığını anlatan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, “Kalıtsal kanserlerde en doğru yaklaşım, ailede kanser öyküsü saptandığında hekime başvurularak kişisel bireysel risk değerlendirmesinin yaptırılmasıdır. Hekim tarafından bu değerlendirmeye uygun hazırlanan tarama programı son derece önemlidir” diyor. Prof. Dr. Okan Kuzhan, risk grubundaki kişilerde taramaların genellikle daha erken yaşta başlatıldığını ve daha sık aralıklarla yapıldığını söyleyerek, “Taramaların ailede kanser öyküsü olan hastanın yaşından 5-10 yıl önce başlatılması ve sıklığın kişisel risk durumuna göre şekillendirilmesi en temel yaklaşımı oluşturmaktadır” bilgisini veriyor.
Kanserde ailesel riskin 5 önemli işareti!
Tüm kanserler yaşam boyunca hücrelerde biriken genetik mutasyonlar sonucu gelişiyor. Bu mutasyonların vücut hücrelerinde değil de eşey hücrelerinde, bir başka deyişle yalnızca üremeyi sağlayan sperm ve yumurta hücrelerinde oluşması durumunda kalıtsal (ailesel) riskten söz ediliyor. Meme, yumurtalık, kolon, prostat, mide ve tiroit kanserleri kalıtsal geçişin en sık görüldüğü kanser türleri arasında yer alıyor. Ancak ailesinde kanser öyküsü bulunan her birey kalıtsal kanser açısından risk grubunda olmuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, kalıtsal kanser riskine işaret eden durumları şöyle özetliyor:
Aynı ailede birden fazla kişide kanser görülmesi Ailede 35 yaşından önce ortaya çıkan kanser vakaları Ailede iki taraflı kanser gelişimi (her iki memede, her iki böbrekte veya her iki yumurtalıkta kanser gelişmesi ) Aynı kişide birden fazla farklı kanser türünün bulunması Adrenal korteks kanseri gibi nadir görülen tümörlerin saptanmasıBu bulguların varlığında genetik değerlendirme, gerekirse ileri tarama testleri ve tarama programlarının erkene çekilmesi öneriliyor.
Her aile öyküsü gerçek bir kalıtsal sendromun belirtisi olmayabilir
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, bazen aile öyküsünün yanıltıcı olabileceğine, başka bir deyişle sık kanser görülen bazı ailelerde kanser nedeninin ailedeki genetik yatkınlık değil, rastlantısal mutasyonlar veya çevresel nedenler olabileceğine dikkat çekiyor. Örneğin, asbest maruziyeti sonucu oluşan akciğer zarı kanseri (mezotelyoma) bir ailedeki, bir köydeki insanların çoğunda ortaya çıkabiliyor. Asbeste maruz kalan bireylere de mezotelyoma yönünden tarama öneriliyor. Dolayısıyla aile bireylerinin kalıtsal yatkınlığı kadar birlikte yaşadıkları çevrede karşı karşıya kaldıkları kanserojenler de ortak bir risk faktörü olabiliyor.
Genetik danışmanlık çok önemli, ancak…
Kalıtsal kanser sendromu tanısı koymak için ayrıntılı aile öyküsüyle birlikte genetik danışmanlık ve gerekli genetik testlerin yapılması gerekiyor. Kan, tükürük veya doku örneklerinde DNA analizi yapılarak BRCA1, BRCA2, MLH1, APC gibi kanserle ilişkili genlerde mutasyon taramasına başvuruluyor. “Ancak kalıtsal kanser sendromuna neden olan mutasyonların saptanması her zaman bu kişilerde kanser görüleceği anlamına gelmiyor” diye konuşan Prof. Dr. Okan Kuzhan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ayrıca, aile öyküsünde sık kanser görülmeyen bir kişinin merakını gidermek için bu testleri yaptırması önerilmemektedir. Çünkü her mutasyon mutlaka kanser oluşacağı anlamına değil, kanser görülme riskinin arttığı anlamına gelmektedir. Genetik testler gereksiz yere yapıldığında kişinin kanser korkusu ortadan kalkmaz, pekiştirilmiş olur.”
Hangi yaşta hangi tarama yapılmalı?
Ailesel kanser riski taşıyan kişilerde tarama yaşı ve sıklığı kişiye özel olarak planlanıyor. Prof. Dr. Okan Kuzhan risk grubunda olan kişilerde en temel tarama yaklaşımını şöyle anlatıyor:
Meme kanseri: Birinci derece akrabasında (anne, kız kardeş) hastalık öyküsü bulunan kadınlarda tarama genellikle 30–35 yaş aralığında başlıyor. Yıllık mamografi temel yöntemi oluştururken, bazı durumlarda meme manyetik rezonans (MR) da eklenebiliyor. Riskin yüksek olduğu kadınlarda klinik muayeneler daha sık aralıklarla planlanabiliyor.
Kolon kanseri: Tarama genellikle en erken vaka yaşından 10 yıl önce veya en geç 40–45 yaş civarında başlatılıyor. Temel tarama yöntemi olan kolonoskopi risk durumuna göre 5 yılda bir tekrarlanıyor. Ailede 50 yaşın altında kolon kanseri tanısı varsa tarama daha erken yaşlara çekilebiliyor.
Prostat kanseri: Babasında veya erkek kardeşinde prostat öyküsü olan erkeklerde tarama genellikle 40–45 yaşlarında başlıyor. Prostat spesifik antijen (PSA) testi ve rektal muayene ile yapılan kontroller çoğunlukla yılda bir kez tekrarlanıyor.
Akciğer kanseri: Ailesinde akciğer kanseri bulunan ve risk faktörlerine sahip kişilerde tarama genellikle 50–55 yaş civarında düşük doz bilgisayarlı tomografiyle yapılıyor ve çoğunlukla yılda bir kez tekrarlanıyor.
Mide kanseri: Aile öyküsü ve Helicobacter Pylori enfeksiyonu birlikte risk oluşturabiliyor. Bu durumda endoskopik tarama genellikle 40 yaş civarında veya ailedeki en erken tanıdan 10 yıl önce başlatılıyor ve risk düzeyine göre 2 ila 5 yılda bir tekrarlanabiliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
