Dr. Münir Bilgin
Köşe Yazarı
Dr. Münir Bilgin
 

Kalabalıkta Kaybolan Dua

İnsan bazen Allah’a çok yakın olur ama kendine uzak düşer. Dudak kıpırdar, kelimeler dökülür, dua edilir… Ama insan kendi sesini bile duymuyordur. Çünkü kalabalık çoktur; gündem kalabalık, dert kalabalık, korku kalabalık. Biz duaları da aceleye getirmeye başladık. Yemekten önce hızlıca, Uyumadan yarım ağızla, Sıkışınca tam metin. Oysa dua bir cümle değil, bir duruştur. İnsan Allah’ın karşısında durur gibi durmalıdır hayatta da. Eğilip bükülmeden, bahane üretmeden, olduğu gibi. En zor olan da bu zaten: Olduğu gibi kalabilmek. Eskiden büyükler “Edep ya hu” derdi. Şimdi edep sessizleşti, Gürültü konuşuyor. Herkes haklı, herkes bilgili, herkes fetva makamı. Ama kimse “Ben yanılıyor olabilirim” demiyor. Hâlbuki iman biraz da bunu kabul edebilme cesaretidir. Namaz kılan çok, Ama kalbi dinlenen az. Oruç tutan çok, Ama dilini tutan az. İnanç görünür oldu belki ama derinliği yoruldu. Bir adam gördüm geçen gün. Caminin kapısında durmuş, içeri girmiyor. Belli ki yükü ağır. Belki utanıyor, belki korkuyor. O an düşündüm: Allah’a en yakın olanlar belki de kapıda bekleyenlerdir. Çünkü kibir içeri rahat girer, mahcubiyet eşiği zor aşar. Biz günahı hep başkalarının üstünde arıyoruz. Oysa insan en çok kendi içinden tövbe etmeli. Hesap günü uzak değil; her akşam vicdanla yapılan küçük muhasebe de bir mahşerdir. Allah büyük. Ama insan küçüldükçe yaklaşabiliyor O’na. Ego büyüdükçe mesafe artıyor. Belki daha az konuşup, Daha çok dinlesek… Belki Allah’ı savunmaya çalışmak yerine O’nun ahlakını biraz taşısak… Dünya biraz daha sessiz, İnsan biraz daha hafif olurdu.
Ekleme Tarihi: 01 Ocak 2026 -Perşembe
Dr. Münir Bilgin

Kalabalıkta Kaybolan Dua

İnsan bazen Allah’a çok yakın olur ama kendine uzak düşer. Dudak kıpırdar, kelimeler dökülür, dua edilir… Ama insan kendi sesini bile duymuyordur. Çünkü kalabalık çoktur; gündem kalabalık, dert kalabalık, korku kalabalık.

Biz duaları da aceleye getirmeye başladık.
Yemekten önce hızlıca,
Uyumadan yarım ağızla,
Sıkışınca tam metin.

Oysa dua bir cümle değil, bir duruştur. İnsan Allah’ın karşısında durur gibi durmalıdır hayatta da. Eğilip bükülmeden, bahane üretmeden, olduğu gibi. En zor olan da bu zaten: Olduğu gibi kalabilmek.
Eskiden büyükler “Edep ya hu” derdi.
Şimdi edep sessizleşti,
Gürültü konuşuyor.

Herkes haklı, herkes bilgili, herkes fetva makamı. Ama kimse “Ben yanılıyor olabilirim” demiyor. Hâlbuki iman biraz da bunu kabul edebilme cesaretidir.
Namaz kılan çok,
Ama kalbi dinlenen az.
Oruç tutan çok,
Ama dilini tutan az.

İnanç görünür oldu belki ama derinliği yoruldu.
Bir adam gördüm geçen gün. Caminin kapısında durmuş, içeri girmiyor. Belli ki yükü ağır. Belki utanıyor, belki korkuyor. O an düşündüm: Allah’a en yakın olanlar belki de kapıda bekleyenlerdir. Çünkü kibir içeri rahat girer, mahcubiyet eşiği zor aşar.

Biz günahı hep başkalarının üstünde arıyoruz.
Oysa insan en çok kendi içinden tövbe etmeli.
Hesap günü uzak değil; her akşam vicdanla yapılan küçük muhasebe de bir mahşerdir.
Allah büyük.

Ama insan küçüldükçe yaklaşabiliyor O’na.
Ego büyüdükçe mesafe artıyor.
Belki daha az konuşup,
Daha çok dinlesek…

Belki Allah’ı savunmaya çalışmak yerine
O’nun ahlakını biraz taşısak…
Dünya biraz daha sessiz,
İnsan biraz daha hafif olurdu.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergercek.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.